TÜRKİYE’DE EKONOMİ BİLİNCİ
Öncelikle yazıma Atatürk’ün iki sözüyle başlamak istiyorum :
“Gerçek işgaller kılıçla değil, sabanla yapılır.”
“ Yurttaş bir kişinin verginin kalkabileceğine inandırılması veya böyle bir düşünceye itilmesi, devletin yıkılmasını istemek demektir.”
Yıllardır ülke gündemini takip ediyorsanız, 2000-2002 yıllarındaki ekonomik krizlerden
İtibaren ülkemizdeki ekonomi tarzı haberlerin, borsa analizi programlarının, ekonomik tartışma platformlarının arttığını görebilirsiniz. Bu programlarda tartışılan konular sürekli sabittir : “ Cari açık, Döviz kuru ne kadar olmalı? Borsa neden düştü? Faizler ne kadar artmalı?” …. Uzar da gider. Bu platformlarda ne söyleniyor? Halk bunu anlıyor mu? Bir ülkenin gelişmesi için borsanın artması ne kadar önemli? Söylenenler doğru mu? Doğruysa uygulanıyor mu? Yoksa işin uzmanı olmayıp bu programlara çıkanların amacı halkın anlamadığı tarzda konuşup ahkam keserek popülaritelerini arttırmak mı?
Şimdi oturun ve biraz düşünün, bir ülke borsanın artmasıyla büyüyüp gelişir mi? Size mantıklı geliyor mu? Hayır, borsanın artmasıyla ülke gelişmez. Borsa bir balon gibidir, şişirirsiniz sonra da ekonomi iyi oldu ülke büyüdü diye insanları kandırırsınız. Halbuki balon patladığında ya da indiğinde yine eski hacmine ve ağırlığına kavuşmuştur. Peki borsa önemsiz mi? Hayır, tabi ki önemlidir. Ama sadece bir göstergedir. Neyin göstergesidir? Ülkemizde borsa, yabancı sermayenin kağıt parçasına üzerine yatırdığı paradır. Bu yatırılan sıcak para 63 milyar dolar civarındadır. İşin ilginci bu kağıt parçalarına para koyanlara “yatırımcı” deniliyor. Bence yatırımcının tanımı bu olmamalıdır. Yatırımcı, “üretim merkezi açan, ürettikleriyle bir katma değer yaratan, üretmek için çalışan işçi alan böylece ülkedeki işsizliği azaltan kişi” olmalıdır.
Tv lerde tartışılan bir konu daha :” Dolar kurunun artması cari açığı azaltır.”. Evet, doğru. Ama bunu tartışmak bir zaman kaybıdır. Çünkü dolar kurunun artması sayesinde cari açık en fazla yüzde 5 oranında geçici olarak azalır. Cari açığın asıl kaynağı sanayimizin dışa bağımlı olmasıdır. Sanayi üretimimiz artarsa ihracatımız artar burası güzel ama ithalatımız daha da hızlı artar. Çünkü dışa bağımlıyız. Gümrük birliğinden sonra yerli sanayicimizi desteklemedik..Çok bilmiş uzman olmayanların konuştuğu Tv programlarında bu dile getirilmez, çünkü onlar için önemli olan döviz kurudur..
Tv lerde tartışılan başka bir konu da şu : “Merkez Bankasının faiz arttırımı enflasyonu durduracak mı veya düşürecek mi?” Bunları tartışmak kadar boş bir iş olabilir mi? Üretmeden, çalışmadan sadece faiz arttırmayla enflasyon düşer mi? O zaman oturalım sadece faiz arttıralım..
Enflasyonun, faizlerin düşmesi; cari açığın kapanıp cari fazla verilmesi, ülkenin gelişmesi tek yolla olur : ÇALIŞMAK. Atatürk’ün yukarda söylediği cümledeki “saban” kelimesi çalışmayı temsil eder. Bir ülkedeki üretim mallarına olan talep o malların arzından fazlaysa, malların fiyatları artar ve enflasyon kavramı ortaya çıkar. Peki ne yapmalı?
Ülke olarak çok çalışıp üretmeliyiz, Çin örneği gibi… Çünkü sürekli üretirsek talep azalır ve fiyatlar düşer(enflasyon düşer) Eğer daha da üretirseniz talep gitgide azalacağından stoklarınız birikir. Biriken stoklarınızı ucuza ihraç ederseniz hem rakipleri bitirirsiniz hem de ihracatınız artar.Dünya devi Çin böyle yapmadı mı? Borsa şöyle, döviz böyle, cari açık öyle gibi söylemlere ülke olarak çok takılıyoruz. Bunları bırakalım bunlar sadece bir gösterge. Göstergeye bakarak zaman kaybedeceğimize, göstergeyi değiştirelim. Bizim işimiz “yerli” gücümüzle, potansiyelimizle üretmektir. Başka bir şey değildir.
Yazan : Okan Sarıoğlu
Brutto il gatto – Una storia
2 hafta önce
0 yorum:
Yorum Gönder